HIDIRELLEZ EĞLENCELERİ
1-DEVE OYUNU

Deve oyunu şöyle oynanmaktadır: 5x5x300 cm boyutlarında iki adet ağaç birbirine paralel olarak çakılır Bu ağaçlara tutturulan ağaçlarla devenin iskeleti oluşturulur. Yeteri kadar koyu renkli kilim birbirine dikilerek devenin derisi olarak iskelete geçirilir. Bir sopa ile devenin başı oluşturularak ucuna hayvan kafası iskeleti geçirilir. Hazırlanan devenin içine iki oyuncu girer. Öndeki oyuncu eline devenin boynu başını oluşturan sopayı alarak devenin yürüyüşüne benzeyen bir yürüyüşle yavaş yavaş sallanarak yürümeye başlar. Bir grup genç kol kola girip Türküler söyleyerek deveyi oyun alanına getirir. Arkadaki oyuncunun görevi devenin arka bölümünü oluşturup öndeki oyuncuya uyum sağlayarak elinde bulunan çanları sallamaktır. Deve oyun alanına birikmiş olan seyircilere oyunlar yaparak bahşiş alır. Köylerde ise deve, gençlerle birlikte kızı olan evleri ziyaret eder. Deveye evin kızı veya ev sahibi tarafından hediye verilir.
Köyümüzde, gençler tarafından meşe ağacından yapılan deve şeklindeki ağaç şeklindeki iskeletin üzeri, halım kilim ve çullarla kapatılır, üstüne çan ve zil takılır, önünde de iki tane boynuzu olur. Bu deve 2, 3 veya 4 kişi tarafından taşınır. Alaca karanlık akşamüzeri oyunlar başlar insanları kovalar, yakaladığını ise mıgarın havuzuna atar.
Deve Oyunu önceleri köy meydanlarında daha sonraları ise avluiçinde oynanmıştır. Günümüzde ise unutulmuş geleneklerin arasında yerini almıştır.
2-ÇAL DEDESİ EFSANESİ

Her hıdrellezde çocuklar bir çocuğun üzerine hiçbir yeri görülmeyecek şekilde yeşil yapraklı çalılar bağlarlar. Buna “Çal dedesi” denir. Başka bir çocukta çal dedesinin beline bağladığı bir iple onu çeker ve köydeki tüm evleri dolaşırlar. Evlerde çal dedesine hediyeler verilir ve başından aşağıya bir bardak su dökülür. Bunu yapmalarındaki amaç bahar mevsimi yağmurlu ve verimli geçsin, her taraf yeşillik ve bolluk olsun diyedir.
Yine efsaneye göre bundan yüzyıllar önce İlkbaharda havalar kurak gidince dedenin bir tanesi hıdrellezde etrafına çalılar sarıp bir taraftan dua etmiş bir taraftan da başından aşağıya sular dökmeye başlamış. O yaz hem yağmur yağmış hem de bolluk olmuş. O günden sonra da bu geleneği her hıdrellezde çocuklar sürdürmeye başlamışlar. Önceleri çalı dedesi denilen bu olay sonradan değişikliliğe uğrayıp “Çal Dedesi” olmuştur.